Hababam Sınıfı Merhaba...
 (reprinted with permission)
Epeydir sinema keyfi ile Türk Filmi izlemeyi özlemişim. OCTAA (The Orange County Turkish-American Association)'in University of California-İrvine'da Hababam Sınıfı'nın yeni versiyonu olan 'Hababam Sınıfı Merhaba'yı oynatacağını duyunca balıklama atladım. "Ben bu filme giderim"
Tabi çevremdeki iyliksever dostlarım hatırlatmakta gecikmediler "33 aylık cadı kızın ne olacak?"
"Demokrasilerde çareler tükenmez" diye ben söylemedim herhalde değil mi? Koca bir ülkenin kocaaaa! Cumhurbaşkanı söyledi.(Gerçi söylediğinde başbakandı sonradan Cumhurbaşkanı oldu). Bana kalan bu çarenin ne olduğunu bulmaktı. Hemen çevremizdeki en yakın markete gidip çikolata, cips, kurabiye filan aldım. Böylelikle sinema boyunca kızımızın ağzı meşgul olacak ve "cıyak, cıyak" bağırma şansı olmayacaktı. (Bu plan tuttu).
Bir Türk filmine giderdim, bu film komik olurdu, ingilizce alt yazısı olurdu da Amerikalı bir arkadaşımı götürmesem olur muydu? Söylemeden edemeyeceğim. Bazı {sözüm ona} modern filmlerden anlamıyorum, özellikle sırf ödül almak için kendi kendimizi {haksız yere} eleştirdiğimiz ve sonucunda "biz de sizi kötülemek için yer arıyorduk, bunu bizi yormadan kendi kendinize yaptığınız için buyrun size ödül" denilerek ödül verilen filmleri yapanların vatanseverliklerinden şüphe ediyorum açıkçası.
Neyse, hemen sevgili arkadaşım Eileen'i aradım. Kendisi hemşire olduğu için çok erken saatlerde işe gitmesi gerekiyordu. Dolayısı ile akşam saatlerinde yorgun oluyordu. Ama beni kırmadı. İşten gelir gelmez bir saat kadar şekerleme yapacağını ama zamanı gelince kapıya dayanmamı, gerekirse kapıyı kırarak onu uyandırmamı istedi. Buna gerek kalmadı. Telefonun ilk Zırr... ında ayaktaydı zaten. Benim hatırım için böyle bir zahmete katlanan arkadaşım sinemayı haketmişti. Her şey tamamdı da gidilecek olan bölge iyi bildiğim bir yer değildi. Yeri bulabilecek miydim acaba?
Üniversitenin nerede olduğunu buldum bulmasına da üniversite alanı o kadar geniş ki, içine girince kaybolduk. Birine soruyoruz "sağa git" diyor diğeri "sola". (Benden söylemesi eğer aceleniz varsa Çinli vatandaşlara adres sormayın) Sonunda o üniversitede okumakta olan bir arkadaşımı aramaya karar verdim ve onun sokak sokak tarifi ile gidilecek yeri buldum. Aslında 15 dakika da varacağımız yere bir saatte varmıştık. (Ömrümün 45 dakikasını boşa harcadım hissine kapılıyorum şimdi)
Sinemanın oynatılacağı binaya girdiğimizde son derece güler yüzlü ve nazik bir grup dernek üyesi tarafından karşılandık. Özellikle bu üyelerden biri olan Burcu Kayıran hanım bizlerle ve diğer misafirlerle çok ilgilendi. Böylelikle Eileen Türk misafirperverliğinin güzel bir örneğini görmüş oldu.
Önümüzdeki günlerde bu derneğin işleyişi ve amacından sizlere söz edeceğim. Etkinliklerin Californiya Orange County ve ona yakın bölgelerde oturmakta olanların ilgisini çekeceğini sanıyorum. Film güzeldi. Tabi uzun yıllar önce çekilen Adile Naşit'li, Münir Özkul'lu 'Hababam Sınıfı'nın tadı başkaydı. Belki bu yüzden izlerken diğerleri ile karşılaştırma yapmadan edemedim. Ama Eileen'in hoşuna gitti. Film boyunca dikkatimi çeken onun benim güldüğüm yerlerde gülmemesi, benim ise onun güldüğü yerlerde gülmemem. Ülkemize has esprileri anlamak onun için kolay olmasa gerek.
Bu tip etkinlikler özellikle ülkemizin tanıtımı açısından çok gerekli. Film başlamadan evvel gösterilen ve Türkiye'yi tanıtan slayt gösterisi Amerikalı arkadaşımızın çok ilgisini çekti. Daha önce hiç fikir sahibi olmadığı doğal ve tarihi güzelliklerimiz oldukça ilgisini çekmiş. Bir çok kereler Yunanistan'a giden bu arkadaşımız şimdi ülkemizi yakından görmek için can atıyor. Ayrıca ülkesinin Irak'a yaptığı işgali kesinlikle onaylamıyor. Amerika'da müslümanlara karşı alınan tavrı beğenmediğini ise sık sık tekrarlıyor.
Eh! Bu haftalık da bu kadar sevgi ile kalın...
(original article appears here)
Posted: 11 December 2004 - 12:50 AM
|
|